Kerametini yedi ermişe sorayım,
Kehanetini yedi falcıya danışayım.
Geçmişim, geleceğim, şu anım;
Şavkıyla titreyen her zerrem anlam kazansın.
Bana öyle baksana…
Şark-ı şimâlden esen Poyraz misali
Yakamdan, yenlerimden
Ve hatta iliklerimden içime süzülürcesine,
Tüylerimi ürperterek;
Poyraz’da gözlüklerim misali görüşümü bulandırarak,
Bana öyle baksana…
Bir ayazmadan akan tatlı su gibi
Biraz şifa, biraz umut, biraz da güç katıp;
Hem hafif hafif içime akıp,
Hem de içimde bir yerleri birbirine katıp
Yüreğime atmak için, için için sebep verircesine;
Bana öyle baksana…
İpi kopup da dağılan
Tespih taneleri gibi dağılsın içimde,
Öyle bazı yerlere yuvarlansın ki!
İstesem de çıkartamayayım,
Kırk sene sonra dahi baki kalsın.
Kırk yıl hatırı olan kahvenin telvesi gibi
İçime çöksün hayali,
Gönlümün falında hep nazarın olsun.
Bana öyle baksana…
Uzun uzun,
Her kirpiğin birer sancak,
Yalnızlığımın surlarına dayanıp;
Kaşlarının üzerinden yürüttüğün gemileri
Zaaf denizime indirerek
Ve direnen her dirhemimi ateşe verip
Teslim olmaya zorlarcasına beni;
Bana öyle baksana…
Neşem bedenimden savrulsun,
Arşı engel dinlemesin.
Ayak basmadığı yer kalmasın,
Saman Yolu’nun bekaretini bozayım.
Yeni bir evrenin nasıl doğduğunun yanıtı
Bir patlamanın mesulü ol her yürek atımımda,
Tüm varoluşun dengesi bozulsun içimde;
Bana öyle baksana…
Bin anlam katayım, bin şiir yazayım;
Bin adak vereyim, bin yalan düzeyim.
Bin bir gemi indireyim Ege’ye,
Truvalı Helen kıskansın.
Ama bir ben göreyim, öylesi mahrem;
Bana öyle baksana…
Dokuz richter ölçeğinde sarsılayım,
Duygularımın fay hattı kırılsın.
Telaşla, aşkı meşgale edinmiş usta şairlerden
Sufle aldığım bütün mısralar
Kulağının eşiğine kıvrılsın, görüş günü beklercesine.
Ve evet!
Belki içimde bir şeyler yetim kalır
Ama en azından özlemim biraz nefes alsın.
Bana öyle baksana…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder